26 Şubat 2010 Cuma
Paket süsü yapımı
Ben bunu yapmayı yeni öğrendim :) Zaten dışarıda her paketin üstüne iliştiriveriyorlar, ama farklı desenlerle daha değişik paketler yapabilirim, o yüzden dursun burada...
Ölümcül Kimlikler ve Yol
Amin Maalouf'un Ölümcül Kimlikler'ini bitirdim. Bu sefer roman değil bir deneme. Kendi kimliğiyle başlayıp, dil, din, ırk, küreselleşme ve benzeri konularda fikirlerini yansıtmış. Beğendim, kendi kimliğindeki çeşitliliğin de etkisiyle size farklı bakış açıları sunuyor . Kitabın içinden bir alıntı:
" Tarih öncesine düşen birinci merhalede iletişim son derece yavaştı, ama bilginin gelişimi daha da yavaş ilerliyordu, öyle ki başka yenilik araya girinceye kadar her yenilik bütün dünyaya yayılacak kadar zaman buluyordu; bu yüzden insan toplulukları hissedilebilir biçimde aynı evrim düzeyindeydiler ve sayılamayacak kadar ortak özellik vardı.
İkinci merhalede bilginin gelişimi yayılmasından daha çabuk oldu, öyle ki insan toplulukları her alanda gitgide farklılaşmaya başladılar. Tarih adını verdiğimiz bu merhale binlerce yıl sürdü.
Sonra, çok yakın tarihlerde yeni bir dönem başladı, bilginin kuşkusuz gitgide daha hızlı ilerlediği ama bilginin yayılmasının daha da hızlı gittiği bizim dönemimiz, öyle ki insan toplulukları kendilerini gitgide daha az farklılaşmış bulacaklar"

Evlenmeleriyle başlıyor. Tekneyle dünyayı gezmeye karar veriyorlar. Sonra eşi Levent işi bırakıyor ve kaptanlık yapmaya başlıyor. Bu arada Ayça çalışmaya devam ediyor. Tekneleri "yol"u alıyorlar. Hazırlıklar derken yolculuk başlıyor. Kitap boyunca siz de onlarla yolculuk ediyormuş gibi oluyorsunuz :) Blog okumaya alışık bizler için ideal. Bir limandan diğer limana hızlıca ve keyifle okuyorsunuz. Ve hayalleri gerçekleştirmenin aslında sanıldığı kadar zor olmadığını ya da bazılarımız hayal deyip bırakırken bazılarının bunları nasıl gerçek yaptığını görüyorsunuz...
Rast gelirseniz kaçırmayın :)
25 Şubat 2010 Perşembe
Asansörlü lamba
24 Şubat 2010 Çarşamba
Mutfak sohbetleri
Masa başında yapılan sohbetlerin tadı başkadır. Annemin evinde gelen misafirler de mutfaktaki oturma grubundan kalkmak istemez. Hatta salondakiler arada kaçıp mutfağa otururlar. Sonra aaa burası güzel burada oturalım derler. Akşam üstü saatleriyse çay eşliğinde güneşin batışını seyretmek çok keyiflidir. Bakıyorum bizim evde de en güzel sohbetleri masa başında yakalıyoruz.
Aslında karşınızdakiyle hangi mesafede oturduğunuz iletişimi tahmin edilenden daha fazla etkiliyor. Masanın mesafesi bunun için ideal diye düşünüyorum.
Sanki bu masalar sadece sohbet için oradaymış gibi bahsettim değil mi? Yemek de yenir , mutfakta yemek büyük kolaylık sağlar tabii..


Aslında karşınızdakiyle hangi mesafede oturduğunuz iletişimi tahmin edilenden daha fazla etkiliyor. Masanın mesafesi bunun için ideal diye düşünüyorum.
Sanki bu masalar sadece sohbet için oradaymış gibi bahsettim değil mi? Yemek de yenir , mutfakta yemek büyük kolaylık sağlar tabii..


22 Şubat 2010 Pazartesi
Siyah beyaz bir ev
17 Şubat 2010 Çarşamba
Tığ işi kilim
Dün Amaltheian da kilimle ilgili bir şey sorunca aklıma geldi yeniden. Uzun yıllardır (kuzenimin kendi dergisinden olduğunu söylediği) yırtık bir sayfadan bana bakan bir şey var. Sanırım ablam koparmıştı, suçlu ben değilim :) Hatta yeğenin odasını yenilerken bunu siyah ve gri ile yapayım dedim ama sonra evde kullanmadığım bir kilimle çözüm bulduk. Neden bahsettiğime gelince
bende var olan resim bu. Fiyat olarak 7480 Euro+kdv gibi bir şeyden bahsetmişler :) Aslında bu gördüğünüz gibi az buçuk eli tığ tutan herkesin motif motif yaparak birleştirebileceği bir kilim. Ben böyle çiçek yapmayı bilmiyorum ama henüz bilmemem bunu yapamayacağım manasına gelmez. Veya anneme türlü şirinlikler yapabilirim. Paylaşmakla paylaşmamak arasında tereddüt ettiğimi de itiraf edeyim. Çünkü kim görse aaa ne güzel yapayım ben bunu diyor. Dergi sayfamı ellerinden alarak uzaklaşıyorum :))
Patricia Urquiola and Eliana Gerotto Crochet Carpet
bonluxat, furniture.tomassiniarredamenti.it, purecontemporary.blogs.com
16 Şubat 2010 Salı
Autoban
Hepsi İstanbul'dan ve bence hepsi çok güzel. Autoban Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar tarafından 2003'te kurulmuş. Hem mimari hem tasarım ofisi. Aşağıda yaptıkları projelerde görülen koltuk ve aydınlatma elemanlarının çoğu kendi tasarımları. Autoban'ın web sitesini inceleyerek başka projeleri ve ürünlerini görebilirsiniz.

15 Şubat 2010 Pazartesi
Kış bahçeleri
Çoğunlukla biriktirdiğim resimler bana fikir verebilecek şeyler üzerine. Bazı görseller zevkime hitap etmese de içlerinde ufak da olsa bir fikir bulduysam atmışım bir kenara.
Ama bir kısım var ki sırf güzel diye arşivlemişim.
Yani İstanbul'un göbeğinde apartman dairesinde biri bu resimlerden ne fikir alacak değil mi?
İşte bunlar "bakması güzel" kısmında yer alanlar :) Haftaya hoş başlayalım..
Yani İstanbul'un göbeğinde apartman dairesinde biri bu resimlerden ne fikir alacak değil mi?
İşte bunlar "bakması güzel" kısmında yer alanlar :) Haftaya hoş başlayalım..


13 Şubat 2010 Cumartesi
Yüzüncü Ad
Nihayet bitirdim. Semerkant'ı ne güzel okumuştum oysa. Ama bu kitap elimde süründü. Başlarken çok da hoş gelmişti ama sonra karşılıklı olarak tempomuzu düşürdük. Beğendim mi? Çok değil. Semerkant ile karşılaştıramam. Benim düşüncelerim böyle ama belki bunu daha çok sevenler de olabilir.
Hikaye 1666'da dünyanın sonunun geleceğine inanılan bir zamanda, Allah'ın 99 ismine ek olarak büyük sırları içinde barındıran 100. adının içinde olduğuna inanılan kitabın çevresinde gelişiyor.
Arka kapaktan
Doğu'daki Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Embriaco, 1665 yılı sonlarında, soyunun yüzyıllardır yaşadığı Lübnan'dan yollara düşer. Ertesi yıl, İncil'e göre "Canavar'ın Yılı"dır. Kimilerine göre düpedüz Mahşer: Kan, ateş, yıkım ve her şeyin sonu... Zamanın sonu!
Dünyayı ve Baldassare'yi kurtarabilecek tek şeyse, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin göremediği bir yazma kitap ve bu kitapta açıkladığı söylenen bir ad: Allah'ın, Kuran'da anılan 99 adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrı'nın gizli ve yüce adı...
Yüzüncü Ad'ın peşinde önce İstanbul'a uğrar Baldassare'nin yolu; oradan İzmir'e, Sakız'a, Cenova'ya, Amsterdam'a, sonra Londra'ya...
Kitaptan bir parça
...Oturmuştuk; bir şeyler söyleyerek tokuşturduğumuz bardaklarımız elimizdeydi; o bana gülümsüyordu ve birbirimize söyleyecek bir şeyimiz olup olmadığını soruyordum kendi kendime; tam o sırada önlüğünün cebinden küçük bir çakı çıkardı ve onunla masanın üstüne bir dikdörtgen çizdi.
"Bu masamız" dedi.
Önce benim tarafıma, sonra da kendi tarafına birer küçük yuvarlak çizdi.
"Bu benim, bu da sen"
Anlamamıştım ve gerisini bekliyordum.
Elini masanın ucuna kadar uzattı ve beni simgeleyen küçük yuvarlakta sonuçlanan, dolambaçlı bir çizgi çizdi hiç sakınmadan; sonra öbür uca gitti ve kendinde biten, daha da dolambaçlı bir çizgi çizdi.
" Ben buradan geldim, sen de buradan. Bugün aynı masada oturuyoruz. Ben sana yolumu anlatacağım sen de bana seninkini."
İşte böyle. Şimdi aynı yazarın, Amin Maalouf, elimdeki son kitabını da okuyacağım. Ölümcül Kimlikler . Bakalım bu nasıl?
12 Şubat 2010 Cuma
Şirin tasarımlar
Üstteki resim ve alttaki ilk 3 resim aynı kişiye ait olup beni kendilerine hayran bıraktılar. Tanımlaması da yaklaşık şöyle; masanın üstünde, bir ülkede gibi hepsi kendi kimliğine sahip karakterler :) Hollanda'dan bir tasarımcıya ait. Aşağıda linki var, ziyaret edip farklı tasarımlarını görebilirsiniz. Masaya nasıl bir eğlence katacaklarını tahmin etmesi güç değil.

1,2,ve 3. bloesem' de görmüştüm jorine oosterhoff 4. design+material 5. everything is nonsense 6. smarter 7. decor fellow
10 Şubat 2010 Çarşamba
Keyif
2 Şubat 2010 Salı
Groundhog Day
Bu filmi çoğunuz izlemişsinizdir herhalde. 1993 yapımı eski bir film. Ben sevmiştim de :) Bill Murray ve Andie MacDowell başrollerde.
Bugün olduğu gibi her sene 2 şubatta kunduzların baharın erken gelip gelmeyeceğini söylediğine inanılan festival kutlanıyor. Bill Murray de hava durumu sunucusu olarak istemeyerek festivale katılıyor. Böylece hikaye başlıyor... Henüz izlemediyseniz bir öneri olarak kalsın aklınızda..
Kadife
Bence kadife kumaşlar özellikle bazı renkleri çok güzel gösteriyor. Ayrıca yumuşacık bir his veriyor. O yüzden kadife yastıklarımı çok seviyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)